Isveç

Sweden Coronavirus update with statistics and graphs: total and new cases, deaths per day, mortality and recovery rates, current active cases, recoveries, trends and timeline. While direct investments through company acquisitions and start-ups are stagnating after years of rapid growth in the countries of Northern Europe, they are on an upward trajectory in Sweden.Swedish enterprises and banks dominate in the Baltic region and play an important role in, among others, Poland and Russia.Also, more and more German investors operating in Sweden are relying on the ... Movie Maker: İSVEÇ. Tweeter. 976 views. Send. Download the photos/videos in a folder (.ZIP) The zip folder of photos/videos is currently in preparation. 05.Tem.2019 - Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. 0090 212 215 5535; 0090 532 059 8185; 0049 69 9675 9551; 0090 532 059 8185; 0044 20 3695 5388; 0090 532 059 8185 Things in Sweden have now deteriorated to such a degree that on August 29, the Swedish police published a statement titled 'The trends in violence are extremely serious.' It said: 'Recently, there ... İsveç, Sibirya ile aynı enlemde olmasına rağmen yıl boyunca 4 mevsimin yaşanabildiği 3 farklı iklim kuşağına sahip bir coğrafyadadır.Ülkenin güneyinde okyanus iklimi, orta bölgede nemli karasal iklim, kuzeyde ise subarktik iklim görülmektedir. Hava sıcaklıkları ülkenin kuzeyinden güneyine önemli farklılıklar gösterir. Siz de global bir kariyere sahip olmak veya dünya çapında yapılan araştırmalarda yer almak istiyorsanız İsveç'te eğitim alın! Dünyanın en iyi 2. yükseköğretim sistemi (Universitas 21) Anadili İngilizce olmayıp dünyanın en iyi İngilizce yeterliliğine sahip ülke (English 2018 EF Ranking) Dünyanın en inovatif 2. ülkesi (Global Innovation Index 2016) Dünya ... Dünya'nın en gözde online spor bahis sitesi ile İsveç - Allsvenskan üzerinden Youwin için bahis yap. Futbol bahis için en iyi oranlarımızla canlı bahis marketlerine buradan ulaşın.

Turkish News and Discussion

2008.08.27 05:31 Turkish News and Discussion

This subreddit is for news and discussion about Turkey. Posts both in English and Turkish are welcome. Bu subreddit Türkiye ile ilgili haber ve sohbet ortamıdır. Türkçe veya İngilizce yazabilirsiniz.
[link]


2019.06.09 20:40 furkantopal KGBTR

Türkiye'nin en özgürlükçü topluluğu! Türk internetinin efsanesi "krdş grup bura ne beklion (KGB)" çıldırmaya burdan devam ediyor. Türkiye'nin sosyal medyasına birçok jargon, motto ve yeni mizah anlayışı kazandıran KGB grubu, üyelerin gruba, grubun da üyelerine fayda sağladığı özel bir oluşum. KGBTR, her şeyin özgürce sansürsüz bir şekilde konuşulduğu samimi ve kaliteli bir topluluktur. KGBTR'ye destek ol: https://kreosus.com/KGBTR This community is only for Turkish speakers...
[link]


2020.10.22 12:34 dayaniklicelik Hardox

Hardox

Hardox

Hardox İsveç firması tarafından üretilen özel alaşımından dolayı olağanüstü dayanma ve aşınmaz kapasitesi olan çelik türüdür.
Türkiye piyasasında İsveç çeliği olarak da bilinmektedir. Böyle isim verilmesinin nedeni sadece İsveç’te üretiliyor olmasıdır.
Öylesine bir teknik kapasiteye sahiptir ki Hardox üretilip kullanılmaya başladığında başta ağır sanayi olmak üzere bir çok üretim ve hizmet sektöründe devrimsel dönüşümlere yol açmıştır.

hardox
Ülkemizde hardox kimden tedarik edilir derseniz Dayanıklı çelik firmasını tavsiye ederiz. En azından hardox fiyat ve bilgi teklifi alabilirsibiz.

Hardox 400

Kullanım alanlarına göre hardox bileşimleri özel düzenlediğinden hardox 400 de özel alaşımı ile kullanıma sunuldu.
Aşınmaz kapasite ve atölye hizmetlerinde ki kullanım kolaylığı nedeniyle hardox 400 örneğin çöp konteynırlarının kaplamasında kullanılır.

hardox 400
Aracın ve kasanın ömrünü çok uzatmakla kalmaz hafif olduğu için yakıt tasarrufu sağlar. Böyle olunca da yoğunca tercih edilir.

Hardox 450

Yine kullanım alanı ve niteliği düşünülerek özel üretilen Hardox 450 petrol platformlarında tercih edilir.
Nedeni ise hardox 450 çeliğin, yüksek ısıya karşı dahi esneme, dayanma ve mukavemet kabiliyeti eşsiz düzeyde olmasıdır.

hardox 450
İstanbul, Ankara, İzmir, Adana şubelerimizden hardox tedarikini dilerseniz yüz yüze dilerseniz sitelerimizden online dilerseniz telefonla yapabilirsiniz.
submitted by dayaniklicelik to u/dayaniklicelik [link] [comments]


2020.10.22 10:31 TsubasaTR İsveç Kolombiya:Captain Tsubasa 2 Hack By Zhangjianihao v4 6

submitted by TsubasaTR to captaintsubasa [link] [comments]


2020.10.21 18:43 mustafaoguz İSVEÇ ŞURUBU İLE ZAYIFLA

İSVEÇ ŞURUBU İLE ZAYIFLA submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.10.18 08:41 mustafaoguz EN HIZLI ZAYIFLATAN İSVEÇ ŞURUBU

EN HIZLI ZAYIFLATAN İSVEÇ ŞURUBU submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.10.18 07:35 mustafaoguz İSVEÇ ŞURUBU FAYDALARI

İSVEÇ ŞURUBU FAYDALARI submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.10.15 08:47 tarihteninciler Sultan III. Mustafa'nın İsveç elçisi Ulric Celsing'i huzura kabulü

Sultan III. Mustafa'nın İsveç elçisi Ulric Celsing'i huzura kabulü submitted by tarihteninciler to u/tarihteninciler [link] [comments]


2020.10.14 19:53 mantus05 Black metalin ortaya çıkışı (Rockers Metal heads United grubundan Can Celiloglunun yazısı)

BLACK METALİN ORTAYA ÇIKIŞI, POPÜLERLİĞİ VE GÜNÜMÜZ DURUMU:
Hoş geldiniz arkadaşlar, bugün " Black Metal" tarihi hakkında bir yazı yazmaya karar vermiş durumdayım. Benim her gün olmasa da belli zamanlar grupta paylaştığım albümler ve şarkılar mevcut ki bunlardan en çok dillendirdiğim grup tek kişilik bir proje olan " Autumn Nostalgie", onun haricinde de birçok kıyıda köşede kalmış grupları RMU'ya atıyorum( Güzel olduğunu düşündüklerimi)
Söz konusu Black Metal'in ağababası şüphesiz Venom grubudur ve Black Metal'in öncüsü olarak kabul edilir. Aslında Heavy Metal grubu olsa da 1982'de çıkartmış oldukları " Black Metal" albümüyle resmen Black Metal'in doğuşu gerçekleşmiştir. Çıkarttıkları albümde 11 şarkı yer almaktadır ve bu albümde Dont burn the Witch, Sacrifice, Countess Bathory , At war with satan gibi güzel şarkılara sahiptir, benim için en iyisi Dont burn the witchtir. Her ne kadar günümüzde bu albüm Black Metal'den ziyade Thrash Metal olarak görülse de bu albümün İskandinavya'ya özellikle Norveç için büyük bir etkisi olacaktı. Bunu nerden mi biliyoruz, ortaya çıkan Mayhem, Emperor, Immortal, Darkthrone, Zumzum( topluluk ihlali sebebiyle böyle yazmak zorundayım) Dark Funeral, Bathory en büyük örnektir.
Venom grubundan, Black Metal albümünden 1 yıl sonra İsveç'te yetenekli ve yakışıklı Thomas Börje Forsberg, namı değer " quorthon" abimiz Bathory grubunu tek başına kurdu. Bu grupta bu Bathory sevdasını çok iyi anlıyorum, çünkü tek başına bu kadar güzel, sanatsal ve yoğun duygulara sahip müzik yapması o dönem için has ve özel bir işti. Bathory'nin ismi Macaristan kontesi olan Elizabeth Bathory'den gelmektedir. Buraya Bathory albümlerini yazmama gerek yok her albümü ayrı güzeldir, ayrıca Bathory sadece Black Metal değil Viking Metal de yapmıştır. 1984 yılında Norveç'in başkenti Oslo'da Mayhem kuruldu, bugün Black Metal denince akla gelen gruplardır yalan yok, ancak şöhreti hiç de iyi değildir. Venom'un Mayhem with Mercy şarkısı Mayhem grubunun ismine ilham kaynağı olmuş ve etkilemiştir. Ancak Venom satanizmi konsept olarak kullansa da Mayhem direkt konsept olarak değil kendilerini Satanist tanımlamıştır, ne gariptir ki kendine şeytanının çocuğu diyen euro abimiz kendi dairesinde sigara içilmesini yasaklamıştır :DD?? Mayhem çok anlatacak olursam Mayhem tarihine dalmam lazım o başka bir postun konusu olsun. 1987 de ise Norveç kolbotn da Darkthrone kuruldu, grupta çoğu Black Metal dinleyicisinin sevdiği Fenriz yer almaktadır ki kendisi bir dönem Kolbotn Belediye meclisine seçilmiştir ancak Fenriz oy verilmesini istemese de ona oy vermişlerdir. Fenriz müzik harici çok kaliteli bir insandır. Yükseliş ve altın çağ: Black Metal 80'ler sonunda yükselmeye başlamış 90'larda popülerliğini kazanmış ve altın çağını yaşamıştır. Black Metal şarkılarında yoğun olarak satanizm ögelerine rastlanır, Mayhem ve Zumzum da paganlık ögelerine de rastlayabilirsiniz. Altın çağ döneminde Mayhem şüphesiz yükselirken bir kişi daha ortaya çıkıyordu ve bu kişi 1994'de en kötü şöhretli müzisyen olarak adlandırılacaktı, bu kişi tabii ki de " Berk Dikenes" ( topluluk ihlali gereği) . 8 Nisan1991 de Mayhem Vokalisti Dead kendi hayatını sonlandırdı, psikolojisi zaten hiç olmayan ve çok silik bir kişi olan dead 8 Nisan 1991 de pompalı tüfek ile intihar etti, İntihar notunda bile özür temalı bir not bırakmıştır. Son selamı olarak Life eternal'ı bırakmıştır. Dead'i ilk fark eden kişi euronymous olmuştur ancak polise haber vermektense fotoğraf makinesiyle Dead'i çekti ve " Dawn of Black Hearts" albümünde kullanıldı, tam bu sürede Necrobutcher gruptan ayrıldı, ve yerine kısa bir süre sonra " Berk Dikenes" katılacaktı. Grup bundan sonra Kilise kundaklama olaylarına karışmaya başladı, bunun için açıklamaları ise İntikam almak olarak açıkladılar çünkü zamanında Hristiyanlar pagan mabetlerini yakıp yıkmıştı. Berk dikenes ve euro kilise kundaklamaya devam ettiler ve durmadılar, polis hiçbir kanıt bulamıyordu çünkü, tam o sırada da " De mysteriis Dom Satanas" albümü çalışmaları sürüyordu. Fakat berk bir yandan da zumzum için çalışmalarını sürdürüyordu, bu vakitte berk çok daha kaliteli parçalar çıkarmaya ve ünlenmeye başlamış, bu euro'nun sinirlerini bozmuştur. Bu yüzden berk, euro için ilgi o***pusu demiştir. Sinirleri bozulan ve euro berk dikenese karşı nefret dolmuştu ve onun için kötü planlar yapmıştı ve bunu o dönem Emperor Davulcusu faust'a söylemişti, daha sonra faust snorre'a söylemiş o da berk'e iletmiştir. 10 Ağustos 1993 gecesi bergen'den yola çıkan Berk Dikenes, aarseth'in dairesine gelir, kontrat işini konuşmak istediğini belirtir. Dikenesin anlattığına göre aarseth berk'İ görünce korkmuş ve göğüsüne tekme atmıştır, ve daha sonra işini bitirebilmek için mutfağa doğru gidip bıçak almaya çalışsa da Berk daha hızlı davranıp işi bitirir, aslında bu bir nevi nefsi müdafaadır çünkü Berk yapmasaydı aarseth aynısını berk'e yapacaktı. 1994 de Mahkeme Norveç tarihinin en uzun cezası olan 21 yıl hapisi Berk dikenese vermiştir, cinayet ve kilise kundaklama suçları üzerinden bu ceza belirlenmiştir, Snorre ise Berk i aarseth'in dairesine getiren kişi, o her ne kadar vahşi olaya dahil olmasa da suç ortağı ceza olarak 8 yıl hapis yatmıştır. Bu süre içerisinde mayheme necrobutcher geri dönmüştür vokal de ise 1992-94 arası Atilla Csihar yer almıştır, 94 sonrası Maniac vokale dahil olmuştur ve lead gitar da blasphemer yer almış, 2004'den sonra Csihar tekrar dönmüştür ve lead gitara morfeus gelmiştir. Berk dikenes ise hapishaneydeyken zumzum için albüm hazırlamaya devam etti ve 22 Mayıs 2009 da tahliye oldu.
Günümüzde ise mayhem kaldığı yerden devam ediyor, en son 2019 da Daemon albümünü çıkardılar, Immortal, Emperor, Gorgoroth, Darkthrone, Dark Funeral kaldığı yerden devam ediyor. Kötü şöhretli zumzum da bu sene yeni bir albüm çıkarttı yeni albüm çıkartır mı orası malum. Avrupa'da ise Batushka, Mgla, Belzebubs, Behemoth gibi kaliteli gruplar Black Metal yapmaktadır.
Bambaşka bir Genre olsa da Black Metal bir Thrash metal gibi ya da Heavy Metal gibi çok dinlenmez ( satışlar ve genel dinleyici kitlesi olarak) İlk Black Metal dinleyince kulağa gürültü ve anlamsız gibi gelse de dinledikçe içindekini keşfediyorsunuz, anlattığını temanın dünyasına dalıyorsunuz.
submitted by mantus05 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.10.14 07:35 NewsJungle Türkiye, AB üyeliği için her türlü kriteri yerine getirmeye hazır

Türkiye dışişleri bakanı Salı günü yaptığı açıklamada, blok dürüstlükle müzakere etmek istiyorsa, Türkiye'nin AB üyeliğine ilişkin her türlü kriteri yerine getirmeye hazır olduğunu söyledi.

İsveçli mevkidaşı Ann Linde ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin üyelik yönündeki kararlılığını yineledi. Ancak yetkili, AB'nin genişleme de dahil olmak üzere pek çok konuda ciddi kararlar alması gerektiğini söyledi.

İki dışişleri bakanı, Yukarı Karabağ ve Suriye gibi bölgesel meselelerin yanı sıra ikili ilişkileri de değerlendirdi.

- "Terör grupları arasında fark yok"

PKK ve FETÖ terör gruplarının İsveç'teki faaliyetlerine atıfta bulunan Çavuşoğlu, "Terörle mücadelede İsveç'ten daha somut destek ve işbirliği bekliyoruz," dedi.

"İsveç'e çok sayıda FETÖ üyesi iltica başvurusunda bulundu ve maalesef kabul edildi" diyen Erdoğan, QSD, PYD ve PKK terör grupları arasında bir fark olmadığını da sözlerine ekledi.

FETÖ ve ABD merkezli lideri Fetullah Gülen, 15 Temmuz 2016'da 251 kişinin şehit olduğu ve yaklaşık 2.200 kişinin yaralandığı yenilgiye uğramış bir darbe düzenledi.

Türkiye ayrıca FETÖ'yü, başta ordu, polis ve yargı olmak üzere Türk kurumlarına sızarak devleti devirme amaçlı uzun süredir devam eden bir kampanyanın arkasında olmakla suçluyor.

Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü listesinde yer alan PKK, Türkiye'ye karşı 30 yılı aşkın süredir yürüttüğü terör kampanyasında, aralarında kadın, çocuk ve bebeklerin de bulunduğu 40 bin kişinin ölümünden sorumlu oldu. YPG, PKK'nın Suriye yan kolu.

- Yukarı Karabağ sorunu

Azerbaycan ile Ermenistan arasında yaşanan son çatışmalardan bahseden Çavuşoğlu, dünyanın Ermenistan'ı işgal altındaki topraklardan çekilmeye çağırması gerektiğini söyledi.

"Ateşkes çağrısına ek olarak, Ermenistan'a 'Azerbaycan topraklarından çekilme' çağrısı yapılacaksa, uluslararası toplumun bu sorunu çözme arzusunu gerçekten görebiliriz” dedi.

Barışçıl çözüme ulaşmadaki başarısızlığın Ermenistan'ı Azerbaycan'da sivillere yeni saldırılar düzenlemeye teşvik ettiğini de sözlerine ekledi.

Çatışmaya kalıcı bir çözümün ancak Ermenistan'ın işgal altındaki Azerbaycan topraklarından çekilmesiyle mümkün olacağını yineledi.

Çavuşoğlu, "Azerbaycan'ı hem sahada hem de müzakere masasında her koşulda desteklediğimizi söyledik ve şimdi tekrar dedik" dedi.

27 Eylül'de Ermeni güçlerinin bölgedeki sivil Azerbaycan yerleşimlerini ve askeri mevzileri hedef alarak can kayıplarına yol açmasıyla yeni çatışmalar başladı.

Azerbaycan'ın uluslararası alanda tanınan bölgesi Dağlık Karabağ olarak da bilinen Yukarı Karabağ'da tutukluların değişimi ve her iki tarafın askerlerinin cesetlerinin alınması için Cumartesi günü insani ateşkes ilan edilmişti.

Ateşkes, Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında Cuma günü Moskova'da yapılan üçlü görüşme sonrasında geldi.

Ancak Ermeni güçleri, Azerbaycan'ın en büyük ikinci şehri olan Gence'ye - bölge cephenin dışında olmasına rağmen - en az 10 kişi öldü ve aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 kişi yaralandı.

- 'AB, Türkiye ile iyi ilişkiler istiyor'

Türkiye-AB ilişkileri hakkında konuşan Linde, AB'nin Türkiye ile iyi ilişkiler kurmaya çalıştığını söyledi. "Türkiye ile ticaret hepimiz için önemli bir konudur."

Türkiye'nin Suriyeli mültecilere yönelik çabalarını ve AB üyeliğine yönelik çabalarını takdir ettiklerini sözlerine ekledi.

İsveç ve Türkiye'nin üzerinde anlaşamadığı pek çok konu olduğunu kaydeden Bakan, DAEŞ'e karşı koalisyon kapsamında herkesin farklı konularda farklı aktörlerle diyalog halinde olması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suriye'de YPG / PKK tarafından kullanılan başka bir isim olduğunu söylediği SDG hakkında, bunun PKK'dan farklı bir grup olduğunu ve uluslararası toplum tarafından terör örgütü listesine alınmadığını iddia etti.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki ihtilafla ilgili bir soruya yanıt olarak, müzakere yapmaktan başka bir çözüm olamayacağını söyledi.

Yukarı Karabağ sorununun çözümü için AGİT Minsk Grubu'nun önemine işaret etti ve tarafların müzakere masasına oturmaları gerektiğini söyledi.

- Çifte standart

Linde’nin “Türkiye’yi Suriye’den çekilmeye çağırılmasıyla ilgili” sözlerini eleştiren Çavuşoğlu, bunun diplomaside doğru bir yaklaşım olmadığını söyledi.

“Türkiye'den hangi yetkiyle Suriye'den çekilmesini istediniz veya Türkiye'yi bu konuda uyardınız” diye sordu.

Çavuşoğlu, AB’nin Yunanistan’ın göçmenlere kötü muamelesi konusundaki sessizliğine değinerek, AB’nin Yunanistan’ın davranışları konusunda sessiz kalması nedeniyle çifte standart örneği olduğunu söyledi.

Linde'nin “azınlıkların durumu” yorumlarına da değinen Çavuşoğlu, aralarında PKK ve şubeleri tarafından istismara uğrayan Hristiyanlar ve Kürt gruplar da dahil olmak üzere diğer azınlıkların seslerinin dinlenmesi çağrısında bulundu.

Çavuşoğlu, "Neden diğer Kürtleri görmezden gelirken PKK'yı 'Kürt' olarak görüyorsunuz.
submitted by NewsJungle to TurkishNews [link] [comments]


2020.10.12 22:23 envo123 Bi gün ülkenin başına geçersem

Sadece ve sadece güvenlik konusunda orduyu kullanıcam 5 yıllık zorunlu askerlik sistemi ile bana karşı çıkan evinden sağ çıkamicak olay yerinde öldürülecek bir sistem kurucam varya koministleri ve demokratik görüşü banlicam ağaçtan 200 k mp ve 1m mp I alınca Rus sikmek farz olur zaten faşo olunca Almanya direk yanına çağırıyor irfanla VS atıp ekonomiyi savaşa alınca misss bide adını hatırlamadığım mp veren doktirini gidince ülke asker sıçıcak yolla cepheye ölen ölür sağ kalan kalır kafkaslardan ilerlerken kırıma çıkartma atınca miss gibi Bi yandan alman Bi yandan İtalyan Bi yandan romanya bi yandan mancar bide yanına mp deposu Türkiye eklendiği varya sovyet falan kalmaz sağ olsun alman az birazda olsa hava üstünlüğü sağlıyor vura vura gir moskova zaten Kafkasya ve moskov bölgesini elimden geldiğince alırdım kocaman Bi Türkiye ile sonra hindistan japon, Çin falan iyice no deposu olucan dön arkala almanı falan sonra ekonomi uçuşta İsveç, Norveç, Fin gir tekke oraları misss sonra önünde Vi çıkartma atmak kaldı amarikaya bş kere çıkınca gerisi kolay ama sakın alaskadan çıkmayın haa adamlar donuyor ilerlemiyor neyse sonra bütün dünya Türk imparatorluğu vay amk gidip Hoi4 oynayam
submitted by envo123 to KGBTR [link] [comments]


2020.10.09 08:53 lokmanhekimavm İSVEÇ ŞURUBU

Nurs İsveç Şurubu Kaç ML ?
Nurs İsveç Şurubu 100 ML’dir.
Bu ürün ISO 9001:2008, ISO 22000-2005, ISO 14001:2004 GMP ve Helal Sertifikalı tesiste üretilmiştir.
Nurs İsveç Şurubu Mika şişededir.
NURS İSVEÇ ŞURUBU İÇERIĞI
Sarısabır, Mirra, Elma Sirkesi, Cedvar, Centiyane, Besbase, Safran, Tarçın, Kakule, Zencefil, Kekik, Karanfil, Anason, Mayıs Papatyası, Biberiye
bu ürüne sitemizden ulaşabilirsiniz.
https://www.isvecsurubu.org/
submitted by lokmanhekimavm to u/lokmanhekimavm [link] [comments]


2020.10.08 23:17 MertGunhan GÜNHAN 2350: BİR UZAY MACERASI

Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Adıyaman kolonisi Jupitris sektörünün uzaklarında olduğu için pek fazla hareket yok. Buraya ne asker gelir ne jandarma bakar. Kendi yağında kavrulur.
Ya da biz öyle sanıyorduk.
Her şey Suriye kolonisinden gelen mülteciler ile başladı. 500 Kadar mülteci geleceğini önceden duymuştuk. Daha önce koloniye bu kadar fazla mülteci gelmemişti bu sebeple 500 adet Suriyeli ile ne yaparız bilemiyorduk. Yine de bunu sorun etmedik, sonuçta her sorunu kendi içimizde çözmeye alışmıştık. Mülteciler büyük koloni transport gemisi "Emine Erdoğan" ile geldiğinde de şaşırmadık. Bu tarz gemiler çok uzun süreli yolculuk edebildiklerinden hükümetin emirleri gereğince içinde mescid, cami ve 30 kişilik bir diyanet ekibi taşırdı ve Suriyelileri bu gemide getirmeleri gayet normaldi.
İnen Suriyelilerin lideri ve bizim liderimiz Watson Jackson arasında bir görüşme yaşandı önce. Jackson iyi bir adamdı fakat Suriyelilerin lideri Durka İsmail'de yaman birisine benziyordu doğrusu.
Görüşme bittikten sonra her 5 Suriyeliyi bir koloniste atadılar. Bunlar bizim oryantasyon sürecinde bakacağımız kardeş Suriyeli ailelerdi. Yalnız bana kardeş Suriyeli aile yerine Diego Jose Fernandoz Mujer Esclava Papilla isimli Meksikalı bir aile düşmüştü.
Watson Jackson bu karışıklık ile ilgili bir bilgisi olmadığını, Meksikalı ailenin de geri kalan mültecilerle birlikte gemiden indiğini belirtti. Bende sesimi çıkartmadım. Bu ailenin üç tane çocuğu vardı, bunlardan en küçükleri Hermanos adında bir çocuk, ortancaları Papagiri isimli bir zenci, en büyükleri ise Jimenez Hera isimli bir kızdı. Jimenez fena bir kız değildi fakat 22 yaşında kendisinden beklenmedik bir ergenlik gösteriyordu.
Üç kardeş ile ilk tanıştığımda bu koloni gemisine pek uyum gösteremeyeceklerini anlamıştım. Hermanos içine kapanık, sosyal sıkıntıları olan bir veletti. Papagiri ise (zenci olduğu için gayrimeşru bir çocuk olmalı diye düşündüm) Harlem kolonisi geçmişi olduğundan sürekli olarak anlaşmazlık yaşandığında “Senin beyaz kıçını tekmelerim kraker” gibi kelimeler kullanmaktaydı. Yine de hiçbiri Jimenez kadar aykırı değildi.
İlk bir hafta içinde Jimenez, Papagiri ve Hermanos’tan oluşan üçlü beni hayatımdan bezdirmeyi başarmıştı. Hermanos sürekli olarak ağlıyor, bağırıyor, bu kolonide yaşayamayacağından dem vuruyordu. Papagiri ise yanında getirdiği titreşimli boncuk tabanca ile sinirlendiğinde baldırlarıma ve kaba etlerime ateş ediyordu. Jimenez aralarında en kötüsüydü çünkü Jimenez’in işkence tarzı psikolojikti.
Bana sürekli olarak ne kadar yetersiz olduğum ile ilgili laf sokuyor, kolonideki en işe yaramaz çocuk olduğumu söylüyordu.
Bütün bu durum, 3 ay kadar devam etti. Her seferinde tölere etmeye çalıştım fakat artık sınırlarıma dayanıyordum. Jimenez’in odama girip yatağımı ateşe vermesi ve gofretlerimin içine iğne ile asit enjekte etmesi bardağı taşıran son damlaydı. Önce konuyu Watson Jackson, sonra ise Durka İsmail ile konuştum. Watson mültecilere iyi davranmak ve koloni medeniyet puanımızı yükseltmek için bazı şeylere göz yummamız gerektiğini söyledi. Sanırım bunun kolonide gün geçtikçe artan taciz oranları ve yeni yapılan camilerle bir alakası vardı. Watson İsveç modelini benimsediklerini söyledi. Yani ne kadar taciz artarsa artsın, ne kadar cami yapılırsa yapılsın, koloni insanlarının sesinin çıkmaması gerektiğini savunuyordu.
Durka İsmail ise kendisiyle görüşmeye gittiğimde tam olarak anlayamadığım kendi dilinde bir şeyler söylemişti;
“İsmail cihad, durka durka, muhammed cihad, allahallah, bismilfelahifillah, cihad’ül rahvan, durka, durka durka durka, molotof cihad, 9/11, burka burka, durka şörpa”
Durka İsmail’in bu dediklerinden konu ile ilgilenmeyeceğini çıkarttığımdan, çözümü kendi kendime bulmam gerektiğini düşünmeye başlamıştım.
Bunun için çok mantıklı bir plan yapmam gerekiyordu. Bu plana önce en zayıf halka Hermanos ile başlamam gerektiğinde karar kıldım.
Hermanos içine kapanık bir çocuktu. Koloni doktoruna gidip hastalığı ile ilgili ilaç aldığını biliyordum. Hermanos’un şiddetli krizlerini durduran tek şey aldığı ilaçlardı.
Odasından ilaç kutusunu çalmak kolaydı. Küçük hapların her birinin içine şırınga ile yüksek miktarlarda asit koymak ise çocuk oyuncağı. Hermanos bu akşam ilaçlarını aldığında yarım saat sonra yüksek miktarda asit aldığından korkunç bir psikoza girecekti. Fakat bu yeterli değildi. Hermanos odasını Jimenez ve Papagiri ile paylaşıyordu. Bu sebeple planımın tam anlamıyla işlemesi için öncelikle hepsinin gece vakti baygın olması gerekiyordu.
Odalarının yedek oksijen deposunu karbondioksit ile değiştirdiğimde oksijen yetersizliğinden uykularında bayılmaları işte oldukça kolay oldu. Bu yedek oksijen deposu ancak oda modülü ana havalandırmadan ayrıldığında devreye giriyordu. Her modül koloniye bir şey olduğunda koloniden ayrılabiliyordu, bu süreçte de 6 saatlik haznesi olan yedek oksijen deposu devreye giriyordu.
Önce Papagiri gözlerini açtı. “Hangi beyaz kraker beni uyandırdı” diye bağırdı fakat daha sonra sesin odalarındaki masanın üzerindeki ufak bir holo-teyp’ten geldiğini gördü. Holo-teyp, tabii ki benim onlara gönderdiğim özel mesajı içeriyordu.
“Selam, Jimenez, Papagiri ve Hermanos. Hesaplarıma göre şimdiye kadar yedek oksijen deposu çalışmaya başlamış olmalı. Son üç saattir oksijen azlığından dolayı baygındınız. Şimdi ciğerlerinize yeni oksijen girdiğinden başınız dönüyor olmalı. Ama sen değil Hermanos. Hermanos büyük ihtimalle yatmadan önce ilaçlarını aldın. Fakat bilmediğin şey o ilaçların içinde ciddi anlamda asit olduğuydu. Mideden aldığın için büyük ihtimalle uykunda asit etkisini gösterdi ve şu anda korkunç bir tribin içindesin…”
Holoteyp haklıydı, Hermanos’un gözleri çılgınca duvara bakmaktaydı, çevresinden tamamen kopmuştu. Zavallı piçin algıları bitmişti.
“Evet Hermanos, bu trip büyük ihtimalle senin için korkunç olacak. Jimenez ve Papagiri’yi öldürmen işten bile değil, tabii onları senin öldürmene gerek yok, onlar için de başka sürprizler hazırladım. Papagiri, sen uyurken kıçına kocaman bir fitil soktum. Bu fitilin içinde koloni biyoloğundan aldığım çok ciddi xeno-virüsler var. Bu xeno-virüslerin hepsini bir arada alırsan vücuduna ilerleyen saatlerde ne olabilir bilemiyorum fakat kurtulmak istiyorsan çözümün Jimenez’e yutturduğum ve plastik haznenin içinde olan anti-virüs hapında. Fakat her geçen saat Jimenez’in midesinde plastiğin eriyip hapın yok olması demek, bu sebeple bir an önce getto cerrahi yeteneklerini konuştursan iyi olacak.
Ve Jimenez…Papagiri’nin işini kolaylaştırmak gibi olmasın ama sen uyurken el ve ayak bileklerine anestetik sprey sıkıp seni nano çivilerle yatağa sabitledim. Böylece ameliyat gerçekleşirken hareket edip Papagiri’nin getto cerrahisini daha zor hale getirmezsin. Ha bu arada, odanızda hiç bir cerrahi malzeme yok, onları kabininizi koloniden ayırmadan önce koymayı unuttum. Şu anda büyük ihtimalle itici gücünüz bitmiştir ve derin uzaya doğru yola çıkmışsınızdır. Yedek oksijeniniz önümüzdeki 4-5 saat sizi idare eder. Tabii ne kadar az kişiyseniz, o kadar az oksijen harcarsınız. Ayrıca, tüm iletişim modüllerinizi kestim, yani sinyal vermek için uğraşmayın. Bu güzel yolculuğun tadını çıkarmanız dileği ile, hoşçakalın.”
Adıyaman kolonisinde normal bir gün. Etraf sessiz, herkes işini yapıyor. Koloninin en gençlerinden birisi olduğum için daha mesleğime yerleştirilmemişim bu sebeple benim yaşımda birisinin yaptığı bütün işleri yapıyorum. Yeni gelenlere oryantasyon programı vermek, Hidrofonik kapasitörleri temizlemek, koloni müdürüne çay demlemek ve arada ufak koloni lazeri ile yaptığım atış talimleri arasında geçen bir hayat bu yaşadığım.
Yani oldukça sessiz, normal ve standart.
submitted by MertGunhan to wiredpeople [link] [comments]


2020.10.08 15:56 tahminhaber Rusya - İsveç İddaa Tahmini

submitted by tahminhaber to u/tahminhaber [link] [comments]


2020.10.04 06:20 mustafaoguz İSVEÇ ŞURUBU FAYDALARI

İSVEÇ ŞURUBU FAYDALARI submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.10.03 18:46 Nutra_ Bilimin Karanlık Tarafı (Öjeni)

Bazen bilimin ne kadar kötü amaçlar için kullanabilceğini bu yazıda anlatmaya çalışıcağım. Eksim bulduğunuz yerleri yorumlarda yazabilir. Fikirlerinizi yorumlarda bekliyorum.
Öjeniden bahsedeceğim size. Bununla bağlantılı olarak evrim teorisine, sosyal darwinizme, toplama kamplarına, hitlere, tüm dünyada bir dönem çok normal bir şeymiş gibi kabul görmüş “üstün ırk” anlayışına kadar giden karanlık bir dönemi anlatıcağım.
Öjeni genel hatları ile şu şekilde tanımlanıyor: insan genlerinin kalitesini düzeltmeyi amaçlayan tüm etkinlikler öjeni kapsamına girer.
“İnsan genlerinin kalitesini düzeltmek/iyileştirmek”
Bunun benzerini hayvanlarda zaten görüyoruz. Hani güzel ırklar üretmek için köpeklerin ve birkaç hayvanın genetiğiyle ile oynanıyor ve belirli ırklar çiftleştiriliyor falan ya
İşte bunun insanlara uygulandığını düşünün. Zayıf olanların kısırlaştırıldığını ya da daha kötüsü öldürüldüğünü…
İşte tam olarak budur Öjeni. Tarihten birçok isim ve örnek gelmiştir aklınıza zaten. Önce biraz daha geçmişe gidelim. Her şeyin başladığı yere.
Milattan önce 4. Yüzyıla kadar… Platon’a… Bu fikri ilk ortaya atan kendisidir. Tam olarak öjeni diyemesek de kendisi sağlıklı ve güçlü bireylerin üremesinin devlet eliyle artırılmasını savunuyordu…
Ve bu fikri savunan sayısız lider de bundan yola çıkarak “e o zaman zayıf olanları da öldürelim” kolaylığına giderek birçok katliama imza atmıştır.
Bunu Platon’dan bağımsız şekilde toplumsal bir kural olarak uygulayan medeniyetler de vardı.
Spartalılar gibi. Ya da Romalılar.
300 Spartalı’yı izlediyseniz hatırlarsınız. Çocuklar vahşi doğaya bırakılır ve güçsüz olanlar “maalesef” elenirdi. Bu sayede güçlü bir ırk ortaya çıkarmışlardı kendilerince.
Ama bu olayın sözde “bilimsel” olarak teorileşmesi ve literatüre girmesi 1900’lü yıllarda olacaktı.
Teorileştiren de Francis Galton’du.
Francis Galton'un kim olduğundan kısaca bahsedelim.
Charles Darwin’in kuzeni şaşırdınız demi...
Daha garip bir şey söyleyeyim. Bu “zayıfları ortadan kaldıralım” anlayışının çıkış noktası da Darwin’in Evrim Teorisidir.
Yani çok dolaylı da olsa Yahudi Katliamının müsebbibidir Darwin…
Kendisi hep çok başka şey anlatmaya çalışsa da…
Evrim teorisi dendiğinde “Doğal Seleksiyondan” bahsedilir ve bu “En Güçlünün Hayatta Kalması” şeklinde yorumlanır.
Darwin aslında “Güçlü”den değil “Uyumludan” bahseder teorisinde. Yani “güçlü olan” değil çevresindeki ortama en iyi ayak uyduran türlerin “uyumlu” türlerin hayatta kalabileceğinden bahseder.
İşte kuzeninin bu teorisini alan Galton şunu düşünüyor. O zaman doğal seleksiyon varsa “doğal olmayan seleksiyon” neden olmasın. Yani bu süreci hızlandıramaz mıyız? Zayıfları kısırlaştıralım ve hatta öldürelim, sadece güçlülerin üremesine izin verelim. Birkaç nesil sonra sonuçlarını görürüz zaten. Al sana süper hızlı doğal seleksiyon diyor..
Darwin ise kızıyor. Bayağı sinirleniyor. Kendisini çok yanlış anladığını, bu seleksiyonun doğal şekilde ilerlemesi gerektiğini, doğanın en iyisini bildiğini, hiçbir devletin, gücün insani değerleri, yaşama hakkını ayaklar altına alamayacağını söylüyor. Ve ölene kadar da bunu savunuyor Darwin.
Galton da bunu bekliyor zaten. Yani Darwin’in ölmesini…
1882 yılında Charles Darwin öldükten hemen bir yıl sonra 1883’te işte bu “ÖJENİ” kavramını türettiği kitabını yazıyor. Bu arada ÖJENİ yunanca EU – GENES yani “iyi doğan” anlamına gelen kelimeden türetilmiştir.
Bu yaklaşımı ise yasal ve organize şekilde 20. Yüzyılın ilk çeyreğinde Amerika’da çok net görüyoruz. Hatta Öjeni merkezleri açılıyordu devlet desteği ile. Ama en çarpıcı örneğine hepinizin de aklına gelmiş olduğunu tahmin ettiğim gibi Nazi Almanya’sında tanık olduk. Aryan ırkını yaratmak isteyen Nazilerin temel aldığı bilimsel dayanak da bu Öjeniydi işte. Doğal gelişimi kontrol ederek daha hızlı bir şekilde üstün ırka “über-menschen” rüyasına ulaşmaktı.
İngiliz Francis Galton farklı bilim dallarında yaptığı çalışmalarla Sir ünvanını da almıştı bu arada. Ama bu çalışması en çok ses getiren çalışması oldu. Kendisi İngiltere’de bir üstün ırk yaratma rüyasını güdüyordu. Fakat bu rüyası kendi ülkesinde pek karşılık bulmadı. Dünyanın farklı ülkelerinde ise milyonlarca insanın kaderini korkunç bir şekilde etkileyecekti.
İlk olarak Amerika’da Connecticut eyaletinde 1896 yılında bir “medeni kanun” çıkarıldı. Bu kanuna göre epilepsi hastası olan ya da akıl sağlığı yerinde olmayan insanların evlenmesi kesinlikle yasaktı. 1903’te ise Amerika’da “Amerikan Üreme Kurumu” adına bir kurum ile bu evlilik ve üreme konusu devlet eli ile kontrol edilmeye başlanmıştı.
1911’de ise Irk Düzeltme Kurumu hayata geçirildi ve ilk kez “soyağacı” uygulaması başlatıldı. Başlatan da John Harvey Kellogg’tu. İsim tanıdık geldi mi bir yerlerden? Kellogg’s desem? Evet John Harvey Kellogg’da aynı zamanda bir beslenme uzmanı ve girişimciydi. Nereden nereye demi..
Hayata geçirilen bu kurum ve uygulama ile 1914, 1915 ve 1928 yıllarında ulusal konferanslar düzenlendi ve bir nevi ulusal bir hareket başlatılmış oldu. Bu bağlamda işleri daha da organize şekilde yürütmek için Öjeni Kayıt Ofisleri kuruldu. Bu ofislerde aileler ve genetik özellikleri takip ediliyordu. Toplanan verilerle yayınlanan raporda “uyumsuz ve zayıf” olarak görülen gruplar tanımlanıyordu. Ve sürpriz olmayacak şekilde bu “zayıf ırklar” çoğunlukla göçmenler, azınlıklar ve fakirlerdi.
1909 yılından sonra ise tüm bu verilere dayanarak özellikle California eyaletinde ilk kez organize kısırlaştırma uygulamaları başlatıldı. 1909 ile 1979 yılları arasında akıl hastanelerinde resmi kayıtlara göre 20.000 kişi istekleri dışında kısırlaştırılıyordu. Bu sayede toplumun yeni nesillerinin akıl hastalıklarından korunacağı düşünülüyordu.
Tahmin edeceğiniz üzere bu kısırlaştırmaların çok ama çok büyük bölümü azınlıklara uygulanıyordu. Ve C California’da başlayan bu uygulama daha sonra 39 eyalette daha uygulanacaktı. Kimlerin “zayıf” olduğunu, ürememesi gerektiğini ise devletin görevlendirdiği yetkililer belirliyordu. Çok korkunç bir şaka gibi demi..
1927’de ABD Anayasa Mahkemesi ise skandal bir kararla bu “kısırlaştırmaların” anayasayı hiçbir şekilde ihlal etmediğini açıklayacaktı. Hatta hakimlerden biri olan Oliver Wendall Holmes tam olarak şunları söylemişti: “Bu kadar embesille yaşadığımız yeter”…
Zamanın politikacılarının “kıtlık ve ekonomik darboğaz” ile mücadele adında yürüttüğü bu politikanın birçok söylemde aslında “üstün beyaz ırk havuzunun” azınlıkların genleri ile kirlenmemesi için yapıldığını çok rahat söyleyebiliriz.
1976’da yayımlanan bir raporda 1970 ila 1976 yılları arasında Amerikan Yerlilerinin yani kızılderililierin %25 ila %50’sinin kısırlaştırıldığı açıklanmıştır. Bu kısırlaştırmaların büyük bir bölümü de “apandis” ameliyatı gibi diğer operasyonlar sırasında hastanın haberi dahi olmadan yapıldığı ortaya çıkmıştır. Hatta bazı durumlarda çocuklarda çeşitli ameliyatlar yapılmadan önce annenin kısırlaştırılmasına izin vermesi isteniyordu. İzin vermediği taktirde çocuk ölüme terk ediliyordu.
"Özgürlükler" Ülkesi ve İnsan Hakları Beyannamesinin çıkış yeri Amerika’da yaşanan olaylar bu şekildeydi.
Ve bu hareket başka bir ülkeye ilham olacaktı.
Almanya
Sadece Almanya değil. Avusturalya, Brezilya, Kanada, Almanya, Japonya, Çin, İsveç, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, İzlanda, Norveç ve İsviçre gibi ülkelerde de benzeri uygulamaları gördü tarih.
Ama Almanya bu konuda en kapsamlı ve korkunç örneklerden biriydi.
Gelin buradaki çok ilginç bağlantılara bir bakalım beraber. Yahudi soykırımına yol açan arkaplana bir bakalım.
Bu işin çıkış notkası Amerika ve özellikle California demiştik. Hatta Hitler Kavgam kitabında da Amerika’daki uygulamalardan övgüyle bahsetmiştir. Ayrıca Spartalılara duyduğu hayranlığı da biliyoruz.
Ama bu anlayışı Almanya’ya getiren Amerikalıların kendisidir.
California’daki kurumlar 1930’lu yıllarda tüm araştırma ve çalışmalarını Almanya’ya göndermeye başlamıştır. Ve hatta 1927 yılında Keiser Wilhelm Antropoloji Enstitüsü kurularak fiziksel ve sosyal antropoloji ile birlikte gen araştırmaları yapılmaya başlanmıştır.
Acaba kim destek oldu bu araştırmalara..
Amerikalı Rockefeller Vakfının çok büyük katkıları ile kurulmuş bu enstitü.
Yine mi Rockefeller? Evet..
Josef Mengele ismini duydunuz mu? Auschwitz’in Azrail lakaplı korkunç doktoru… Bahsedeceğim birazdan. Ama Mengele Auschwitz’te görevlendirilmeden önce yine Rockefeller Vakfının finans desteği ile birçok çalışma ve araştırma yürütmüştür. Korkunç deneylerine başlamadan önce gerekli deneyimi bu sayede kazanmıştır…
Neler neler yaşanmış demi..
Hitler’in Öjeni ile içli dışlı olması ise Landsberg hapishanesinde geçirdiği zamana denk gelir. Hitler ve kurduğu Nazi Partisi 1923 yılında bir darbe girişiminde bulunuyor ve bu girişim sırasında yaralanan Hitler kaçıyor ama kısa sürede yakalanıp Vatan Hainliğinden 5 yıl hapis cezasına çarptırılıyor. Sadece 9 ay yatan Hitler bu süre içinde eğer iktidara gelmesi gerekiyorsa bunun zorla değil doğru strateji ile olacağına karar veriyor ve Nazi Propagandasını da bu süreçte şekillendiriyor. Hatta bu 9 ay içinde meşhur Mein Kampf kitabını da kaleme alıyor ve ırk temizliği ve Öjeni kavramını da propagandasının merkezine yerleştiriyor. Hatta yazdığı ancak yayımlanmayan ikinci bir kitabı da olan Hitler bu kitapta Spartalılarla ilgili şunları söylüyor:
“Sparta bana kalırsa ilk safkan devlettir. Hasta, zayıf ve özürlü çocukların öldürülmesi bana kalırsa günümüzün doğum kontrolü ve kürtaj adı verilen insanlık dışı uygulamalarından çok daha insancıl ve şefkatlidir. Kürtajla, doğum kontrolü ile gelecek nesilleri bozacak zayıf ırkları engelleyemezsiniz”.
Hapishaneden çıktıktan sonra mitinglerle bu anlayışı ve Alman ırkının üstün olduğunu halka da kabul ettiren Hitler sonunda ezici bir çoğunlukla iktidarın sahibi oluyor haliyle.
Ve Öjeni uygulamalarına hemen başlıyor. Bunun için 1933 yılında Kalıtsal Hastalıklara Sahip Nesillerin Önlenmesi Kanunu ile resmen başlatılmış oluyordu. Bu yasaya göre “Genetik Sağlık Mahkemesinin” oluşturduğu bir genetik hastalıklar listesine göre “ürememesi” gereken insanların doktorlar tarafından bildirilmesi gerekiyordu. Bu bildirimi yapmayan doktorlar ciddi şekilde cezalandırılıyordu. Bu yasa çıktıktan sonra yaklaşık 400.000 kişi zorla kısırlaştırılacaktı.
Kısırlaştırma bir süre sonra yetersiz ve yavaş bir yöntem olarak görülmeye başlanıyor tabi ki ve işleri ve “ırk temizliğini” hızlandırmak için Harheim Ötenazi Merkezi gibi kurumlar açılıyordu. “Ötenazi” dendiğine bakmayın. Bu merkezde de akıl sağlığı yerinde olmayan, genetik hastalıkları bulunan, engelli insanlar rızaları olmadan öldürülüyordu. Bu “ötenazi” uygulamaları ile 200.000 kişi öldürülecekti.
Daha sonra bildiğimiz Gaz Odaları kurulmadan önce hastalar bir otobüse konuluyordu ve egzoz gazının içeri verilmesi ile insanlar yasalar gereği “temizleniyordu”…
Sonrası ise Gaz Odaları, Toplama Kampları ve Öjeni kanunları ile birlikte türlü işkenceler, milyonlarca insanın öldürülmesi, yakılması, deneylere tabi tutulması… Hikayeyi biliyorsunuz…
Bunu halka kabul ettirirken de sürekli söylenen bir şey vardı… “Sağlıklı ve güçlü insanlar savaşlarda hayatını kaybederken işe yaramaz engelli ve hasta bireylerin yükünü neden onlar çekiyor?”
Ve en kötüsü de Evrim Teorisine kadar dayandırılan bu “Öjeni” uygulamalarının gayet bilimsel, doğru ve mantıklı olduğuna ülkece inanılıyordu…
Öyleyse...
Biz de bilimsel bakalım o zaman olaya isterseniz…
Öjeni yani insanların gen havuzunun iyileştirilmesi mümkün mü? Mümkün. Bu bilimsel olarak yapılabilir.
Ki bilim yapılsın ya da yapılmasın demez zaten. Bilim rasyoneldir. İyi ve kötü ayrımı yoktur bilimde. Bilimsel bakarsak evet bu tür uygulamalarla insan gen havuzu iyileştirilebilir.
Ama burada bilimin hiç alakası olmayan bir konu devreye girer. “Etik yani Ahlak Kuralları”…
Bir şeyin yapılabiliyor olması yapılması gerektiği anlamına gelmez!
Atomun parçalanması buna en güzel örnektir aslında. Bu sayede birçok inanılmaz bilimsel gelişmeye şahit olduk, oluyoruz… Ama atom bombaları, nükleer silahlarla da yüzbinlerce insanın öldürülmesine, şehirlerin yerle bir edilmesine de tanık olduk.
Burada kimse tutup bilimi, bu gelişmelere vesile olan bilim insanlarını suçlayamaz!
Öjeni de aynı şekilde. Mümkündür. Nasıl kullandığınız ise size kalmıştır.
  1. Dünya savaşından sonra insanlık dışı Öjeni uygulamaları neyse ki –kısmen- tarihe karışsa da 21. Yüzyılda yeni bir yüzle karşımıza çıkıyor gibi görünüyor.
Genetik Mühendisliği!
Öjeni uygulamaları ortadan kalkmış olsa da bu yaklaşım hala zihinlerde varlığını koruyor.
Örneğin Harvard psikoloji profesörlerinden Richard Herrnstein ve Charles Murray, birlikte yazdıkları “Çan Eğrisi: Zeka ve Amerikan Hayatındaki Sınıf Yapısı” adlı kitabta, şunları söylemiştir: “Suç işleyenlerde ve işsizlerde zeka düzeyleri, toplumun genel ortalamasına göre daha düşüktür. Zeka düzeyi düşük olan toplum kesimlerinde, doğurganlık oranı daha yüksektir. Zeka, eğitimle ve diğer çevresel faktörlerle değil de, daha ziyade kalıtımla ilgili olduğundan, bu durumda toplum, giderek daha düşük zekalılardan meydana gelecek dolayısıyla suç işlemenin ve işsizliğin önüne geçmek imkansızlaşacaktır…” “Toplumsal gruplar arasında zeka yönünden nasıl farklar varsa, ırklar arasında da farklar vardır: En zeki ırklar, Çinliler ve Japonlardır, onların hemen ardından Avrupalılar gelmekte, son sırada ise, oldukça düşük bir yüzdeyle Afrikalılar yer almaktadır…Eğer yoksullar yoksulsa bu her şeyden önce zenginlerden daha az zeki oldukları içindir. Onlara acıyabiliriz, ancak bu hiçbir şeyi değiştirmez. Sonuç olarak sosyal adalet programları savurganlıktan başka bir şey değildir. Üstelik yoksullar daha fazla çocuk yaptıkları için de kötü genlerin yayılmasına neden olurlar. Açıkça görülmektedir ki, eğer yoksul siyahlara yardıma son verilirse, her şey daha iyi olacaktır..”(Senin varya ********)
Burada bilimsel bakış açısını görebiliriz. Bu konuda da bir şey söyleyemeyiz. Ama buna “etik” gözlükleri ile bakarsak 1900’lerin Amerikasının, Nazi Almanyasının ölmediğini de çok rahatlıkla farkedebiliriz.
Ama sağduyulu bilim insanları ise haliyle bu bakış açısına karşı çok büyük bir savaş vermektedir. Bunun örneklerinden biri de Türkçeye DNA Doktrini olarak çevrilen Biology as Ideology isimli kitabın yazarı Richard Lewontin’dir.
Lewontin şöyle söylemektedir:
“Bilim insanları, yaşama bilim insanları olarak değil, ailenin, devletin, üretken bir yapının içindeki toplumsal varlıklar olarak başlar ve doğaya toplumsal deneyimlerinin şekillendirdiği bir mercekten bakarlar… Bilim, kendinden önceki Kilise gibi, her tarihsel devirde toplumun baskın değerleriyle görüşlerini yansıtan ve perçinleyen bir toplumsal kurumdur.”
Yani bilimi toplumdan, toplumu bilimden soyutlayamazsınız.
Bilimin ırkı, ülkesi, ideolojisi olmaz. Bilgi insanlığın nihai gücüdür. Toplumlar bu gücü iyi ve kötü amaçlar için kullanılır.
Buraya kadar okuduğunuz teşekkür ederim.
submitted by Nutra_ to AteistTurk [link] [comments]


2020.10.02 15:44 mustafaoguz İSVEÇ İKSİRİ

İSVEÇ İKSİRİ submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.09.30 09:08 mustafaoguz SWEDEN BİTTER İSVEÇ ŞURUBU

SWEDEN BİTTER İSVEÇ ŞURUBU submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


2020.09.30 08:09 uglybreakfast "Zavallı İsveç" (Miserable Sweden) is trending in Turkey, apparently.

submitted by uglybreakfast to PewdiepieSubmissions [link] [comments]


2020.09.28 16:07 Ok_Exchange1639 Selenyum Saç Ekimi / Uzm. Dr. Enis Biçerer İsveç Klinik

Selenyum Saç Ekimi / Uzm. Dr. Enis Biçerer İsveç Klinik submitted by Ok_Exchange1639 to HairTransplants [link] [comments]


2020.09.24 18:39 pembeportakal İsveç , Finlandiya ve Norveç Ortak Bir Savunma Anlaşması İmzaladı

İsveç , Finlandiya ve Norveç Ortak Bir Savunma Anlaşması İmzaladı submitted by pembeportakal to u/pembeportakal [link] [comments]


2020.09.24 03:21 fragmanlife kefaret dizisinin basrolleri aciklandi

Özel bir ortaokulda müzik öğretmenliği yapan iki çocuk annesi Zeynep ve Baş Komiser Sinan'ın ödediği Kefaretler çok yakında Fox TV'de. Türk müziğine getirdiği özgün yorumla bir döneme damga vuran sanatçı Zülfü Livaneli'nin eserinden uyarlanan Kefaret dizisinin erkek ve kadın başrol oyuncuları nihayet belli oldu. Cast çalışmaları süren dizide daha önce de yönetmeni belli olmuştu. Mahinur Ergun'un yazdığı, Hilal Saral’ın yöneteceği Kefaret dizisinde başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Mert Fırat olarak belli oldu. Şimdi detaylar
Kefaret Dizisinin Başrolleri Açıklandı! Yorumlarıyla ve Türk müziğine getirdiği yeniliklerle müzik dünyasında haklı bir yeri olan sanatçı Zülfü Livaneli’nin “Konstantiniyye Oteli” adlı eserinden uyarlanan Kefaret dizisi nihayet başrol oyuncularına kavuştu. Tv100’den Birsen Altuntaş daha önceden kadın başrol için Nurgül Yeşilçay ile görüşüldüğünü açıklamıştı. Yönetmen koltuğunda Hilal Saral’ın oturduğu, Cast direktörlüğünü Blacklist'in yaptığı Kefaret dizisinin başrol oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Mert Fırat olarak açıklandı. Fox Tv’de ekrana gelecek Kefaret dizisi Zeynep'in tozpembe hayatının bir anda değişmesi üzerine ödediği kefaretleri konu edinecek. Çekimler hızla devam eden dizinin önümüzdeki ay yayına girmesi bekleniyor.
Zeynep ve Başkomiser Sina, neyin Kefaret’ini ödüyor? Zülfü Livaneli'nin Konstantiniyye Oteli kitabından esinlenerek hazırlanan "Kefaret" isimli dizi, Fox Tv’nin bu sezonki iddialı dizilerinden olmaya aday. Senaryosunu Mahinur Ergün'ün kaleme aldığı, Nurgül Yeşilçay’ın Zeynep, Mert Fırat’ın Başkomiser Sinan karakterine hayat vereceği Kefaret dizisi özel bir ortaokulda müzik öğretmenliği yapan iki çocuk annesi 'Zeynep' ile 'Başkomiser Sinan'ın ödediği bedeli yani Kefaretleri dile getirecek. Keyifli seyirler!
Mert Fırat Kimdir? 1981 doğumlu oyuncu Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü’nden mezundur. Arap ve Çerkez kökenli olan oyuncunun babası ünlü arabesk sanatçısı Nihat Fırat’tır. 2006 yılında Oyun Atölyesi’nde ‘Hırçın Kız’ adlı oyunu için sınava girip kazanan Mert Fırat’ın oyunculuk kariyeri başlamış oldu.
Rol aldığı tiyatro oyunları: 2012 – …… – Antonius ile Kleopatra ( Oyun Atölyesi) – Ceasar
2008-2012 – Testosteron ( Oyun Atölyesi) – Tretyn
2006-2007 – Hırçın Kız ( Oyun Atölyesi) – Tranio
2004-2005 – Atları da Vururlar ( Ankara Devlet Tiyatrosu)
2003-2004 – Palyaço Prens ( Ankara Devlet Tiyatrosu)
2002-2003 – Şeyh Bedrettin ( Ankara Devlet Tiyatrosu)
1999-2000 – Hastalık Hastası ( Söder Theatre, İsveç)
Filmleri : 2013 – İntikam
2013 – Kelebeğin Rüyası
2011 – Dedemin İnsanları
2011 – Bir Ömür Yetmez
2011 – Beni Unutma
2010 – Atlıkarınca
Yasak Elma Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Yeni Fragmanlar Sesli Chat Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Sefirin Kızı Fragman Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz Fragman Baraj Fragman Ramo Fragman Doğduğun Ev Kaderindir Fragman Babil Fragman Zümrüdüanka Fragman Savaşçı Fragman Survivor Fragman Bay Yanlış Fragman Sen Çal Kapımı Fragman İyi Günde Kötü Günde Fragman Arıza Fragman Menajerimi Ara Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2020.09.20 21:47 alijanmirzaev 2020 Yılında İngilizce Öğrenmek için 5 Neden

2020 Yılında İngilizce Öğrenmek için 5 Neden
Dünyanın küresel bir dili olmayabilir, ancak İngilizce, dünya çapında sayısız iletişim biçimi için varsayılan seçenektir. Bu yüzden İngilizce öğrenmenin faydalarından biri işe alma potansiyelinizi önemli ölçüde artırmasıdır. Özgeçmişinizde çekici bir kimlik belgesi olmakla kalmaz, aynı zamanda işe alma potansiyelinizi artırdığı istatistiksel olarak kanıtlanmıştır.

İngilizce Öğrenmek için En İyi Siteler
Alıntı: https://eniyiveucuz.com/ingilizce-ogrenmek-icin-en-iyi-sitele
Bu üç özel alanda, İngilizce başvurulacak dildir:
a. İş
Küreselleşme, dili, aksi takdirde ulaşamayacağı dünyanın alanlarına itti. Yakın tarihli bir LinkedIn anketi, İK Direktörlerinin, CEO'ların ve CMO'ların% 90'ının İngilizce konuşan çalışanlara sahip olmanın işletmeleri için faydalı olduğunu iddia ettiğini ortaya koydu. Muhtemelen öyle olduğunu iddia ediyorlar çünkü İngilizcenin iş dünyası üzerindeki etkisi uzun süredir hissediliyor. Bugün, iş sektörünün dayanak noktasıdır.
b. Bilim
Bilim aynı zamanda büyük ölçüde İngiliz merkezli bir topluluktur. Yeni terimler ve büyük olasılıkla İngilizce olarak yayınlanmış makaleler ile İngilizce öğrenmenin faydaları çok büyük.
c. İnternet
İngilizce konuşulan iki ülkede (Birleşik Krallık ve ABD) başlayarak, İnternet, İngilizce konuşanlara her zaman avantaj sağladı. İngilizce öğrenmenin bir yararı, bugün internette bulunan içeriğin% 55'ine erişim sağlamaktır. Günümüzde bu, dijital topluluğu İngilizce dil katına getirdi ve onu sanal olarak internet için bir anahtar haline getirdi.

Seyahat İçin Öğrenilecek En İyi Dillerden Biri

İngilizcenin sizi yalnızca ABD, İngiltere ve Kanada gibi yerlere götürebileceğini düşünüyorsanız, size harika haberlerimiz var: Dünyada 50'den fazla İngilizce konuşan ülke var. Ve bu tüm dünya için geçerli değil. Birçok şehirde, özellikle Avrupa'da, İngilizce, göçmenlerin ve turistlerin toplumun önemli bir bölümünü oluşturduğu neredeyse resmi olmayan bir ikinci dildir. Ülkedeki 1,3 milyar kişinin birkaç milyonunun bu dili konuştuğu Çin gibi yerlerde bile, şehirlerinde İngilizce konuşanlarla tanışma şansınız yüksektir.
İngilizce öğrenmenin faydalarını gerçekten hissedebileceğin dünya genelindeki bazı destinasyonlara bir göz atman yeterli:
  • Antigua ve Barbuda
  • Avustralya
  • Bahamalar
  • Barbados
  • Belize
  • Grenada
  • Guyana
  • Jamaika
  • Yeni Zelanda
  • St Lucia
  • Trinidad ve Tobago
Ek olarak, İngilizceyi yoğun bir şekilde kullanan ülkelerden sadece birkaçı:
  • İsveç
  • Hollanda
  • Danimarka
  • Singapur
  • Malezya
  • Güney Kore
  • Arjantin
Pasaportunuzu almaya hazır mısınız?

Harika Okullara Girmenize Yardımcı Olur

İş başvuruları gibi, İngilizce öğrenmenin en iyi faydalarından biri eğitim fırsatlarıdır. Harvard, Stanford, Oxford, Cambridge veya MIT gibi en iyi okullardan bazılarına erişmek istiyorsanız, İngilizce bilmek size inanılmaz bir avantaj sağlar. Önümüzdeki on yıl içinde dünya çapında yaklaşık 2 milyar insanın İngilizce öğrenmesi bekleniyor.
Giriş için ciddi bir şekilde düşünülmek istiyorsanız, ana dili anlamanıza yardımcı olur. Bu, İngilizce konuşmayanların giriş kazanmayacağı anlamına gelmez; sadece çok daha zorlu hale geliyor.

Daha İyi Bir Yazar Olun

Yeni bir dili anlamanın en iyi yollarından biri yazmaktır. Ne kadar çok yazarsanız, aldığınız yeni dile o kadar çok maruz kalırsınız. Bu, kitabınızı anlamanıza ve sonunda yaratıcılığınıza yardımcı olur.
Sınıf ortamında yazmak, yeni bir dilin temellerini belirlemeye yardımcı olur. İlk eğitim günlerinizi düşünün. Alfabenizi ve basit cümlelerinizi ne sıklıkla yazıyordunuz? Aynı şey yetişkin olarak öğrenirken de geçerlidir. Buna karşılık, bu düzenli çaba, bu basit kelimeleri almanıza ve bilginizi geliştirmenize yardımcı olacaktır. Basit kelimeler daha karmaşık hale gelecek ve yakında yaratıcı bir yazar olmak için gereken açıklayıcı kelimelere sahip olacaksınız.
Tıpkı bir müzisyen olmak gibi, aracınızı saatlerce deneyene kadar anlamayacaksınız. Aynı şey İngilizce için de geçerli. Bugün yazmaya başlayın, faydalarını yakında görün.

Ana Dilde Klasik Edebiyatın ve Filmlerin Keyfini Çıkarın

Geçtiğimiz birkaç yüzyıl boyunca, dünyanın klasik film ve edebiyat eserlerinin çoğu İngilizce olarak yaratıldı. Çevrilmiş kopyalara erişim sağlayabilseniz de, son ürün hakkında her zaman bir şeyler "kötü" hissetme eğilimindedir. Aynı şey İngilizceye çevrilmiş klasik eserler için de söylenebilir. Bu tür başarısız çeviriler, Shakespeare'den Stephen King'e İngilizce konuşan sanatçıların bazı harika eserlerini takdir etmeyi zorlaştırıyor. Hitchcock'dan Scorsese'ye, harika bir film ya da edebiyat eserini gerçekten hissetmek için, onu ana dilinde deneyimlemek en iyisidir.
Benzer şekilde, İngilizce öğrenmenin faydalarından biri de popüler kültür anlayışınızdır. Bugünün bazı önemli filmlerinden bir şeyler öğrenirseniz, hemen kendinize milyonlarca insanı ilgilendiren bir konu verirsiniz. Umarım bu, daha fazla konuşma ve pratik yapma fırsatına erişmenizi sağlar.
submitted by alijanmirzaev to u/alijanmirzaev [link] [comments]


2020.09.20 12:52 mustafaoguz İSVEÇ ŞURUBU ANTİOKSİDAN

İSVEÇ ŞURUBU ANTİOKSİDAN submitted by mustafaoguz to u/mustafaoguz [link] [comments]


GEZEN BİLİR - İSVEÇ - BÖLÜM1 - 13 MART 2020 Why lockdowns are the wrong policy - Swedish expert Prof ... Dünya'ya Örnek Olan Ülke İSVEÇ. 15 İlginç Bilgi. - YouTube İsveç: Samiler avcılara karşı KAMERA ARKASI - İSVEÇ İsveç'in Kötü Yanları  İSKANDİNAVYA ÜLKELERİ  İsveç'te ... İsveç - Danimarka Geçidi - Sir Mannelig ( Herr Mannelig ... İSVEÇ YAŞLI ve GÜNEŞSİZ VATAN - YouTube 36 Saatte Stockholm Turu! 🌍 İsveç (2020 Vlog) - YouTube İSVEÇ KIZLARINA TÜRK ERKEKLERİNİ SORDUM! ASKİNG TO THE ...

İsveç Klinik – Sağlıkla Büyüyoruz

  1. GEZEN BİLİR - İSVEÇ - BÖLÜM1 - 13 MART 2020
  2. Why lockdowns are the wrong policy - Swedish expert Prof ...
  3. Dünya'ya Örnek Olan Ülke İSVEÇ. 15 İlginç Bilgi. - YouTube
  4. İsveç: Samiler avcılara karşı
  5. KAMERA ARKASI - İSVEÇ
  6. İsveç'in Kötü Yanları İSKANDİNAVYA ÜLKELERİ İsveç'te ...
  7. İsveç - Danimarka Geçidi - Sir Mannelig ( Herr Mannelig ...
  8. İSVEÇ YAŞLI ve GÜNEŞSİZ VATAN - YouTube
  9. 36 Saatte Stockholm Turu! 🌍 İsveç (2020 Vlog) - YouTube
  10. İSVEÇ KIZLARINA TÜRK ERKEKLERİNİ SORDUM! ASKİNG TO THE ...

İsveç'in başkenti Stockholm bu haftasonu beni ağırladı ve hava ne kadar dondurucu olsa da harika bir vakit geçirdim. Stockholm oldukça pahalı bir şehir olduğ... That was one of the more extraordinary interviews we have done here at UnHerd. Professor Johan Giesecke, one of the world’s most senior epidemiologists, advi... Avrupa’da Yaşam Uzmanı sn. Jahrein’e sorduk fikirlerini aldik. İzlenimlerimizi paylaştık. Pintipanda TV İsveç stüdyolari gururla sunar. Ancak şimdi İsveç mahkemesi Laponya'daki Samilere bu konuda yeni haklar tanıdı. Mahkeme sürecini başlatan Kiruna'daki bir ren geyiği kooperatifinin başkanı olan Sami halkından Matti ... İsveç hakkında bilgi vermek istemiştim ve iskandinavya ülkesi olan isvec le ilgili video larımda hep iyi tarafını ele aldım ve bizi özellikle yeni gelenlerin... Bu videoda sizlere İsveç'i anlattım. İsveç zenginliği, refah seviyesi, insana verdiği değer ve demokrasi konularında tüm Dünya'ya örnek olan bir ülke. Ayrıca... Türkçe altyazıya sağ alt köşeden altyazılar bölümünden türkçe'ye tıklayınız iyi şehirler. İsveç, Göteborg şehrinde isveçli kızlara türk erkekleri hakkında so... Ayhan Sicimoğlu İsveç gezisi kamera arkası görüntüleri.. İyi seyirler :) İsveç Danimarka arasından geçerken daha önce dinlemiş olduğum bir müziğin hikayesi... Bir aşk hikayesi. Bir insan ve Trol arasında geçen karşılıksız aşkın öy... GURBET KUSLARI ILK GELEN ALMANCI TRABZON LU MAZHAR ATAMAN 1958 den Beri Almanya da yasiyor - Duration: 25:27. Hayati Cingi 62,141 views